Dolar : Alış : 6.0762 / Satış : 6.0872
Euro : Alış : 6.7819 / Satış : 6.7941
HAVA DURUMU
hava durumu

Manisa31°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 17 Kategoride 198 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

AY GİBİYDİ KARA GECELERE AK GÜNLER MUŞTULAYAN

18 Haziran 2018 - 334 kez okunmuş
Ana Sayfa » Eğitim»AY GİBİYDİ KARA GECELERE AK GÜNLER MUŞTULAYAN
AY GİBİYDİ KARA GECELERE AK GÜNLER MUŞTULAYAN

Ay gibiydi. Ayla birlikte geldi. İnce bir yay gibi şavkımaya başladığında yalnız gökyüzü değil yer, gök, yerde ve gökte olanlar da onunla birlikte şavkıdı. Alınlarımıza düşen ay ışığı ta gönlümüzün derinliklerine düşerek şavkıttı iç âlemimizi de. Oradan yayılan ışık yayıldı tüm âleme de nur geldi arza. Ay gibi şavkıttı evlerimizi, barklarımızı. O şavkla koştuk teravihlere, o şavkla kalktık sahurlara, o şavkla koştuk konu komşulara. O şavkla şefkatli ellerini saçlarında gezdirdi bir anne henüz yeni yetme çocuğunun.

Baharda gelen guguk kuşları gibi kondu pervazlarımıza. Gelip yuva yaptı. Huhulara karıştı seslerimiz. Âmin imanın gür sesiyle ve âminler alayı karıştık. Oğul verdi evlerimiz. Oğul verip oğullar vermek ve çoğalımı için nesli arifanın ay gibi parıldadı çatılarımız. Çoğalımı için bir nesli fatihanın. Sabahları sesleriyle uyandırdı bizi. Tan yeri ağarırken o ses yıkadı kulaklarımızın kirini, pasını. Kuran sesleriyle şenlendirdi odalarımızı.

Ay gibiydi uzva düşen su tanecikleri abdest alırken. Ele, yüze, kola vesair uzva vuran ve parım parıldatan bir ışıltı. Dil o ışıkla terü taze kelimeler sundu yeryüzüne. Kulak sağır kesildi balçıktan çıkamamış tüm cümlelere. Kalp arındı ve arındırdı o ışıkla tüm evreni. Elleriyle bir yetimin başında buldu kendini. Kollar sardı sarmaladı bir anne şefkatiyle nicedir sarıp sarmalayacak bir kola susuz yaşamış öksüz çocukları. Merhamet olup yağdı düşkünlere, yolda kalmışlara.

Ay gibiydi ve kara gecelerin ardından doğan güneşin habercisiydi. Kara gecelerin ardın gelecek ak günlerin. Sıkı bir disiplinle çıkarılmış aydan sonra gelecek bayramın habercisi. Biraz sabır, biraz taat, biraz fedakarlık, biraz ibadet. ve sonra şükür, bir virdi zebun gibi en çok dolanan dile. İçimize düşürdüğü umutla bizi gelecek ışıltılı güneşe hazırlayan kutlu bir ibadet. Günde beş defa yüzümüze vurduğumuz su, elimize döktüğümüz su, alnımızı koyduğumuz toprak. ve içimize düşürdüğümüz umut, en büyük umut: Vuslat. Sevenin sevdiğine kavuşacağı büyük vuslat.

Ay gibiydi. Zaferin diğer adı yani. Karanlığı yararak çıkıp gelen bedir. Kamer. Bedrin aslanlarının diğer adı. İnanırsak ve icabet dersek bu eşsiz davete adımız adlarının yanına yazılacaktı girdiği bu cendereden zaferle çıkmış olanların. Aşk için yazılan bir şiirde bizim de payımıza düşecekti altın mısralar. Altın bir ay ve altın bir mısra ve altın gece. Gecelerin sultanı “kadir”dir diyecekti göklerden bir ses. Ay aydınlık gecede gündüzü haber verecekti bize. Ay aydınlık günlerin. Allah diye haykıracaktı o vakit diller göğüs kafesini delecek bir arzuyla.

Ay gibiydi. Ki yüze zehir, gönle şifa. Derler ki geceleyin aya direk bakmayın öyle uzun uzun. Zira onda gizli bir zehir vardır gözü körelten. Bunu zaman zaman güneş içinde söylerler. Doğrudur ışığın direk temasında böyle zehredici, köreltici bir yan vardır. Kaynakçıların gözerini kaynak makinelerine direk tuttuklarında ova ova geçiremedikleri derin sancı bundandı. Güzele bakınca gözlerinizin kamaşması bundandır. Fakat o ışık gönle dolduğunda bir şifadır.

Ay gibiydi. Karanlığı yararak fecri ve fecrin arkasındaki gündüzü muştuluyordu. Arındırıyordu içimizi süfliyata ait ne varsa. Uykuyu kaçırıyor, iştahı gideriyor ve kelamı sınırlıyordu dillerimize. Peygamberi muştuları yeniden düşürüyordu gönlümüze. Ve çorak topraklar nasıl dönüyorsa vahaya, öyle döndürüyordu insanlığa kemalata vahiy iklimine.

Ay gibiydi. Kara gecelere ak gündüzler müjdeleyen. Hiçbir şeyi gizli bırakmaksızın mutluluğu damıtan çehrelerimizden, ellerimizden. Çağların matemini ters yüz edip som bir hayat bırakan avuçlarımıza.

Acılıklarla dolu yemişlerden sonra sunulan bir bardak dolusu şerbet. Leba leb dillerimize dolanan sevinç. Tütmez ocakları tüttüren vereni alandan üstün kılan, coğrafyanın bütün kederlerini gideren. Zakkumları diplerinden söküp atarak taze nergisler diken, güller, papatyalar.

Ay gibiydi. Bahar da, güz de, kış da, yaz da ya da adı daha konulmamış başka bir mevsimde doğduğu mevsimin bütün güzelliklerini getiren. Önce temizlik yapan, çeri çöpü temizleyen. Ruhları arındıran. Ruhları arındırmakla kalmayıp oradan tüm evreni arındıran. Masivanın bütün renkleriyle süsleyen arzı. Gönlü sarıçiğdem yaylası. Şimdi değilse ne zaman diyerek derleyip toparlandıran. Damarları tıkanmaya yüz tutmuş çeperlerinden arındıran. Çatıları akmış, tavanları delinmiş, pencere pervazları yıpramış evleri ay aydınlığına kavuşturan.

Ay gibiydi. İnsan nisyan ile maluldü. İnsan unutmaya meyyaldi. İnsan nakıstı, insan acizdi, insan eksikti. Alışkanlıklarıyla körleşmeye meyyal olandı. Oruç bir ay gibi onun karanlıklarına doğarak onu ona hatırlatan, onun kılcallarını temizleyendi. Kıyıda köşe kalmış ne varsa önüne yığan, mahzenleri bir el feneri hızıyla aydınlatıp onu şifası mümkün olmayan bir hastalıklardan koruyan. Unutulmuşu önüne getiren, hatırlanmayanı hatırlatan, ıskalanmışları üzerine doğan kutlu bir ışık.

Ay gibiydi. Kendi karanlıklarına doğan bir ışık huzmesi gibi mahyalardan camilere ve oradan ilahi esintilere koşturan. Çığ gibi oluk oluk her akşam iftar sofralarını dolduran. İlahi bir esintinin coşkusuyla ruhları bayram yerine çeviren. Bir coşku, bir sağalım, bir heyecan. Ufukta ay ışığı, yararak bulutları çıkan, bir gülün açılımı terü taze, suyun çağılımı ilk gözesinden. Bir tohumun toprakla buluşumu ya da bir tohumun toprakla buluşumundan mütevellit filizlenmesi. Dallanıp budaklanması, meyveye durması, gölgeye durması, gölgelemesi.

Ay gibiydi. Bir yol hikâyesi sunan önümüze. Bir yol hikâyesiyle yeniden düşüren bizi yollara. Bir seyrü süluk hali âlem-i melekûta. Karanlığın içinde sunduğu hüzme ile bizi kasıp kavuran, yakıp yağmalayan, sarıp sarmalayan ve bizi “ol”duran. Yanmadan “ol”mak mümkün değildi ne de olsa Mevlana’nın deyişiyle. Fizik âleminden sıyrılıp metafizik âleme doğra kanatlanma. Yelken açma okyanuslar ötesine vazgeçip dünya denen faniliklerden. Bir fanus içinde yaratıcıya ait ne varsa önümüze sürerek cevelan ettiren içimizde.

Ay gibiydi. Hakikatın gördüklerimiz değil, görmediklerimiz, bildiklerimiz değil bilmediklerimizde saklı olduğunu salıklayan. Sofra-i maide, bir gök sofrası kurup önümüze buyur eden bizi. Ücretsiz bir davetçi. Elemleri, kederleri uful eden. Çocuk muhayyilelerimizde saklı kalmış güzellikleri boca eden önümüze. Bir cennet rüzgârı esintisiyle kanatlandırıp uçuran ötelere.

Oruç. Ay gibiydi. Ayla gelen, ayla coşturan, ayla buluşturan ve ayla veda eden. Kara gecelere ak günler muştulayan.

Ne mutlu kıymetini bilenlere.

İlgili Terimler : , ,
SaSoft Media